Kendimce geziyorum, görüyorum ve yazıyorum..

Hobilerimden bahsettiğim kişisel siteme hoşgeldiniz.

Popüler Yazılarım

Yazılardan Haberin Olsun!

Sayaç

Blogger tarafından desteklenmektedir.

22 Eylül 2016 Perşembe

İzmir dolaşmacası

İzmir'e öğle vakti vardım. Alsancak sahiline yakın bir yerdeydim. Tanzanyalı İssa ile beraber Alsancak sahilinde ve caddelerinde turladık. İssa ODTÜ'de işletme okuyan bir öğrenci. Alsancak sahildeki heykelin olduğu meydana girdiğimde etkileyici manzara mutlu ediciydi. Meydanda İzmir yazılı board önünde fotoğraflarımızı çektik. O ara bir tane yaşlıca bir abla bize yaklaştı. Sempatik tavrı ve sıcak tarzıyla, falıma bakacağını söyledi. Olsun İzmir'e gelmişiz, avucuma bakarak konuştu. İssa da aynen aynı şeyi yaptı. Yemek yedik.
Daha fazla açılmak için Konak tarafına sahilden yürümeye başladık. Fakat biraz yürüdükten sonra kiralık halk bisikletlerine binen insanları gördüm. Neyse beraber bisiklet kiralamaya karar verdik. Bisiklet istasyonunda kiralama için ekranın başında, özellikle bisikletleri çıkartırken uzun uğraş gösterdik. Bisikletlere şifre girmeye çalıştığım ekranlar bozulmuş, az görünüyor ya da tuşları sorunlu çalışıyordu. Rahat 45 dakika
bisiklet kiralama ile uğraştık. Sonunda Alsancak ve Konak sahilinde pedallamaya başlamıştık. Böylesine sıcak bir günde bisiklet gezmek için güzel bir kurtarıcı oldu. Bisiklet yollarını kullanarak kalabalık olan İzmir tarihi saat kulesine de gittik. Bisikletlerle dolaştıktan sonra dinlenmek için parka gittiğimizde Türk asıllı Makedonyalı bir arkadaşla karşılaştık.  İran'ı bisikletle gezmiş. Keyifli sohbet ettik.

Uzun bir gecenin ardından Kuşadası'na doğru yola koyuldum. Bir şekilde İzmir'den Kuşadası'na gidebilmem lazımdı. Kuşadası'nı gerçekten merak ediyordum. Ertesi gün yola koyuldum.

14 Eylül 2016 Çarşamba

Şaphane'ye yolculuk

İzmir'e geçmeden önce Kütahya'nın Şaphane ilçesinde iki gece geçirmem gerektiği için Şaphane'ye geldim. Ulaşımı da önceki yazımda bahsettiğim gibi Hakkıgil ile yaptım. Hakkı ve kızkardeşi ile beraber uzun bir otomobil yolculuğunun ardından Şaphane'ye geldim. Yol boyunca çeşitli yerlerde kısa molalar verdik.
En güzeli de Afyon'daki molamız oldu. Afyon'da Afium alışveriş merkezinde keyifli zaman geçirdim. Alışveriş merkezini gezdikten sonra ikbal adındaki bir dükkandan Afyon kaymaklı
ekmek tatlısıyla tanışma onuruna kavuştum.
Kaymak yeterince lezzetliydi.  Ekmeği ise tek başına yenemeyecek kadar tatlı ıslak ekmeğe sahipti. Fakat kaymakla  beraber yenince daha iyi hale geliyordu. Güzel sohbetlerden sonra gece yarısına doğru Şaphane'ye vardım. Şaphane'de düşündüğüm gibi yapamayıp geldiğim geceyi de sayarsam 4 gece kaldım.
Şaphane'de sağolsun Hakkı beni baya bir gezdirdi. Şaphane minik bir ilçe. U şeklinde dağlarla
sarılmış bir yer. Kurban bayramı münasebetleriyle ilçe sıradan tarihlerden daha kalabalıkmış. Hakkı'nın ilçede yaşayan arkadaşlarıyla gazino adı verilen çay bahçesinde bol bol özellikle kekik çayı içtim. Doğal dağ kekiğini severim. Anneannesi ve ailesiyle tanıştım. Cevizli ekmek de yedim, bayram için özel olarak yapılan susamlı bayram çöreğinden de tattim. Çok lezzetliydi. Solgun renge sahip lezzetli domatesleri de. İlçeyi kuşbakışı gören tepeye de gittik, fotoğraf da çekildik orda. Sonra da İzmir yolları beni bekler dedim ve yola koyuldum.

9 Eylül 2016 Cuma

Ege ve Akdeniz rotam

Bugün Cuma, haftasonuna en yakın gün. Bugünün dört farklı daha özelliği var. Birincisi bugün yarım gün, saat 12'de haftasonu tatili başlamış oluyor.. İkincisi ise kurban bayramı tatilinin başlangıcı, üçüncüsü de Ege ve Akdeniz'de devam edeceğim gezimin başlangıcı oluyor. Sonuncusu ise şaşkınlık içinde kaldığım bir gün olmasıdır.

Şaşırdım, fakat olayın başlangıcı bir hafta öncesine kayıyor. Bir hafta önceki kamptan tanıştığım bir kişinin rüzgar sörfüyle tanışması ve turumla aynı istikamette devam etmesi sebebiyle beraber rüzgar sörfü yapacağımız ilçeye gitmek konusunda anlaştık. Fakat dün çok ilginç bir rastlantıyla yakın bir arkadaşım Hakkı'nın (severim adını Hakkım Hakkım) Kütahya Şaphane'ye (benim rotamla 850 km sürecek bir istikamet) gideceğini öğrendim. O da çok şaşırdı, ne işimin olduğunu sordu böyle adı sanı bilinmeyen memleketi olan bu ilçede. Neyse Hakkı bana cumartesi günü ona katılabileceğimi söyledi, çünkü otomobiliyle gidiyor. Fakat rüzgar sörfüne çok merak besleyen bir arkadaşa söz verdiğimi ve kendisiyle gelemeyeceğimi belirttim, kısacası reddettim. Çünkü sörfe niyetlenen arkadaş, fikrin değişmez dimi diye sormuştu bana sözleştiğimizde. Ben de ben söz verdiğim şeyleri yaparım demiştim. Ee bu sözü ayrı olaraktan özellikle yememek gerek. Ondan yola çıkaraktan otomobille kolayca gitmek yerine 850 km'yi bir kaç günde çeşitli ilçelerde kalarak gitmeye karar verdim. Fakat bugün rüzgar sörfüne sözleştiğim arkadaş, farklı konulardan girip konuyu, tiyatroya başlamak istediğini belirtmişti, cumartesi de tiyatro sınavı var dedi. Tiyatro sınavı! Tiyatro sınavı tanımına giren şey sanırım tiyatroda sahne tecrübesi edinmiş kişilerin mesela tiradlarını sergilemesi ve izleyen tiyatrocu arkadaşlarını ya da hoca veya jüriyi etkileyip etkilememesidir. Hani bana dese ki ya ben bir şey oldu vazgeçtim dese anlarım. Ya da zaten yarım gününü anca kullanacağımız bir program zaten elverişli olmayacak. Rüzgarı beklemek gerekebilir, gerçi o sıfırdan eğitim alacağı için ilk etapta balans vs için rüzgar lazım değil. Yani bir şekilde aceleye gelecekti. Ya zaten bu olayın sonunda alıcıda memnun satıcı da. Benim üzüldüğüm ciddiye aldığımız insanların bu şekilde davranmaları. Demek ki bildiğimiz şeyden vazgeçmemeli. Neyse bu olaya daha fazla şey eklemeye gerek yok



Bekle beni Ege sana geliyorum önce. Rotam biraz değişti, eksilen şehirler var. Sağlık olsun. Uğrayacağım şehirler Kütahya, Denizli, İzmir, Muğla, Antalya. Ama Muğla ve Antalya demek tam olarak tatmin etmiyor. İllaki yanında Bodrum, Marmaris, Fethiye, Alanya demek de istiyor insan. Tabi haklı olaraktan. Muğla'dan çok Fethiye, Marmaris, Bodrum adı geçer piyasada. Ya da özellikle yabancı mecralarda Antalya'dan çok Alanya adının bilinmesi gibi. Hatta çok yabancının Alanya'yı bir şehir olarak görmesi.

Asllında Fetiye ve Marmaris'i ilk defa ziyaret edeceğim. Bu yüzden ayrı bir heyecan besliyorum. Kurban bayramından bu şekilde istifade etmek keyifli olacak. Yarın yola çıkıyorum, yolculuğum hakkında yine yazacağım.

4 Eylül 2016 Pazar

Barbaros Koyu

Kalabalık misafirlerin ayrılışından sonraydı, Barbaros Koyu'na gidişim. Fakat öncesinde, misafirleri uğurlayıp eve girdikten sonra evden çıkmadan son defa sevdiğim müziklerden dinledim. 60+15'lik çantaya gece kamp yapacağım için çadırı, tulumu, mat vs gerekli eşyaları doldurdum. Çadırı hazır sanıyordum fakat çadır terasta kuruluydu. Tam da öğle saatleriydi. Güneş tepede olduğu için çadırı güzelce toplayıp çantasına koymadan elbise gibi katlayıp çantaya tıktım. Zaten çok şey almayacağım için çantanın bunu kaldıracağını biliyordum.

Geceyi bekleyiş temalı 9 numara bakışım


Petrol istasyonuna gidip motosikletin yakıtını tamamlayıp Barbaros Koyu'na koyuldum. Koya vardığımda tanıdığım bir çok kişi ordaydı. Gece boyunca çok keyifli zaman geçirdik. Bol bol sohbetler, ateşte demlenen semaver çayı. O semaver için kaç defa  dağa çalıp odun toplamaya gittik. Kamp boyunca çeşitli yerlerden çok güzel insanlarla tanıştım. Yeni insanlarla tanışmaki güzelleriyle tanışmak çok mutluluk verici.

İlk günün ardından ikinci gün kahvaltılar edildi, denizde yüzüldü ve tabiki yine sohbetler edilip Aynalıgöl Mağarası'na gidildi. Mağaranın diğer adı Gilindire Mağarası olarak geçiyor. Bu mağara ve ordaki gezim hakkında ayrı bir yazı yazmayı planlıyorum. Sanırım diğer yazı da o olacak. Buraya da bir bağlantı koyacağım. Ayrıca fotoğraf için Şule'ye teşekkür ederim.


12 Ağustos 2016 Cuma

Ohh, neredeyse 4 aylık bir aranın ardından yeniden yazma şansı bulduğuma kesinlikle sevinmeliyim. Yazın ortalarına gelmek ve geçen dört ayda ilk baharın bitişine ve yazın başlamasına şahit olmak heyecanlı fakat yorucu. Yaz gelir de durur mu insan yerinde. Gezer, gezer başı dönene kadar, hatta zayıflayana kadar. Zayıflamak mı? Evet zayıflamak. Genel bir kanıdır zaten hep, yaz gelince kilo verilir. Bu zaten az önceki konuma bağlanıyor. Aktif olmak, sıcak ve iştah azalması diye uzar gider. Neredeyse bu sebepten 5 kilo vermişim. Ama eminim, sonbahar itibariyle kaybettiğim kiloları geri alacağım.

Ha bu arada yazın daha çok ve rahat rahat gezebilmek için motosiklet satınaldım. Bu motorla istediğim heryere gidebiliyorum. Aklımdan geçen bir plan olduğunda, hiç düşünmeden yola koyulabiliyorum. Yani demek istediğim düşüncelere kapılmıyorum, uzak mı yakın mı diye. Motora atlıyorum ve gidiyorum. Aracım kaç lira yakıt yakacak, uzak orası, çok tüketir gibi düşüncelere girmiyorum. Çünkü yakıtı çok az tüketiyor ve fazlasıyla konforlu ve yüksek teknolojiyle donatılmış.

Bugün ise kamplı perseid göktaşı meteor yağmuru izleme etkinliğine katılmak üzere biraz yükseklere gideceğim. Aynen tahmin edebileceğiniz gibi bu kararı alırken de düşünmedim. Toplamda diğer planların haricinde gidiş dönüş yaklaşık 300 kilometre tutacak.Otomobille gitmek isteyen biri olsa biraz olsa düşünebilir illa ki. Bir an önce akşamüstünün gelmesini bekliyorum sonra yola koyulacağım. Yeni insanlarla tanışmanın, çadırlı bir etkinliğin ve böylesine ilgi çekici bir doğa olayına tanıklık etmenin keyfine varacağım.

Ayrıca sabah gündoğumundan sonra hazırlandığım bir oyun tiradına çalışacağım. Merak edenler için söyleyeyimi hazırlandığım tiradın adı "Ağzı Çiçekli Adam". Yazarı ise İtalyan Luigi Pirandello'dur. Bir sonraki yazımı çok yakında yazacağımı biliyorum siz de bilin. Çünkü buraya yazmayı özlemişim.

Copyright © 2011 - Hergün bayram | Hobilerimden bahsettiğim kişisel siteme hoşgeldiniz.