Kendimce geziyorum, görüyorum ve yazıyorum..

Hobilerimden bahsettiğim kişisel siteme hoşgeldiniz.

Popüler Yazılarım

Yazılardan Haberin Olsun!

Sayaç

Blogger tarafından desteklenmektedir.

26 Mayıs 2015 Salı

Tanrı misafiri Fransız Jonathan

Geçtiğimiz haftaların birinde yolda araçla giderken yanımdaki arkadaşla konuşuyordum. İlerlerken çantalı birinin yanından geçtiğimi farkettim. Yan aynaya baktım evet gezgine benziyordu. 50 metre kadar geride kalmıştı. Durdum, arkadaşım napıyorsun dedi, yoldakini araca alacağım dedim. Yok ya ne gerek var, sür gidelim dedi. Yok dedim, alacağım onu. Neyse bu arkadaş hiç istifini bozmadan  elindeki haritaya bakarak yoluna devam ediyordu seçebiliyordum yan aynadan. Yanına gelip durdum. Camı açıp naber turist misin dedim. O da tabiki konuşamadı. Yabancıydı, zaten belli de oluyordu saçlarından vs. Neyse ardından gel götüreyim dedim. Bindi, napıyorsun, nereye gidiyorsun gibi sorular sordum. Alakasız bir yere gitmek istediğini söyledi. Gitmek istediği yer gerçekten güzeldi, fakat dağı atlayıp gidebileceği ve tek yolun dağı aşmak olduğu bir yerdi. Ardından napacaksın orada dedim. Uyuyacağım dedi. Kaç gün uyuyacaksın diye sordum. 1 gece diye cevapladı. Ama bir gece için o dağ aşılıp ardından ertesi gün geri dönülmez ki. Arkadaşım da boşver bırak gitsin dedi, ne yaptığı belli olmayan birisi işte dedi.

Bu gezgin arkadaşı yakındaki bir sahil kafesine götürdüm. Orada yemek yedik. Bira da teklif ettim fakat içmedi. Alkol kullanmıyormuş, şaşırdım. Neyse yemeklerimizi yedikten sonra aldım bu gezgini eve götürdüm. Odasını gösterdim, banyoyu da, sıcak suyu nasıl ayarlayacağını da. Kendi evindeymiş gibi rahat et dedim. Benim yaklaşık 2-3 saat kadar işim vardı başka bir yerde. Bak ben  gidiyorum sen kafana göre takıl, bilgisayar orda kullan, ben geleceğim dedim. Öyle çıktım gittim.

Neyse eve dönerken ister istemez minicik de olsa bir soru işareti oluyor insanın aklında. Ya tv evde değilse, oyun konsolunu da götürmüşse. Güldüm bak şimdi. Eve vardım oturmuş bilgisayardan e-book cihazına kitap aktarıyor hem de yürüyeceği Likya Yolu'nu araştırıyordu.

Gelmişken biraz tatil yap, hemen sitenin önünde plajdan denize gir diye teklif ettim ama tembelliğinden yapmadı. Video klipli müzik arşivim baya bir hoşuna gitti. Beraber evde dart oynadık, nargile içtik, bol bol sohbet ettik. Yemekler yedik. 2 gece bende kaldı. Sonra da Likya Yolu'na doğru yola koyuldu.

Adı Jonathan'dı ve Fransız'dı. İstanbul üzerinden Ankara taraflarına, ardından Kapadokya derken Mersin'e gelmiş oradan da Antalya üzerinden Likya Yolu'nu yürüyüp Rodos ve Girit adalarına gidip ardından Yunanistan üzerinden ülkesine doğru gidecekmiş. Cep telefonu, herhangi bir sosya ağ hesabı olmayan bu arkadaş sadece e-posta kullanıyor.

0 yorum:

Yorum Gönder

Copyright © 2011 - Hergün bayram | Hobilerimden bahsettiğim kişisel siteme hoşgeldiniz.